Amaca Uygun Teknoloji

Share on FacebookShare on Google+Tweet about this on TwitterShare on LinkedIn

Stuart Crainer ve Des Dearlove

Business Strategy Review – London Business School

 

Teknolojinin ne anlamı var? Fujitsu için bu basit bir şekilde yaşadığımız dünyayı daha iyi bir yer haline getirmek olarak tanımlanabilir. Bu teknoloji devinin iş yaşamını ve geleceğimizi nasıl dönüştürdüğünü öğrenin…


Teknolojinin ana noktası nedir? Bu aslında çok da naif bir soru ama nedense yanıt olarak teknolojik bir mucizeden bahsedilmesi beklenir. Candy Crush oyunundan kendi kendine park eden araçlara dek çevremizde çok geniş kullanım alanları olan pek çok teknolojik yenilik mevcut. Her ne kadar teknoloji, akıllık telefonlar gibi günlük yaşamımızda önemli rol oynamaya devam etse de genellikle teknoloji dediğimiz bir anlamda kendisi için var olan bir kavram; akıllı ama dekoratif ve elbette potansiyel olarak çok kârlı.

Peki, bir teknoloji şirketinin var oluş nedeni nedir? Her zamankinden daha etkileyici ve gösterişli araçlar ile gözlerimizi kamaştırmak mı? Ya da Steve Jobs’un ünlü sözünde olduğu gibi tek amaç evrene bir işaret bırakmak mı?

Fujitsu’nun Tokyo’nun tam ortasındaki ışıltılı merkezini ziyaret edin. Tüm sorularınız net ve açık bir şekilde yanıtlarını bulacaktır. Teknoloji tam olarak, dünyayı daha iyi bir yer yapmak için oradadır. Toplumsal ve beşeri gelişme tamamen teknolojiye bağlıdır. Bir başka deyişle, bir teknoloji şirketi, ürünlerinin yenilik değeri ya da daha basit bir tanımla mali değeriyle değil dünyaya sunduğu gelişim olanaklarıyla belirlenir.

Fujitsu dünyanın en büyük dördüncü ve Japonya’nın da en büyük BT servis sağlayıcısı. Fujitsu’nun temel prensibi teknolojinin yaşamımıza ve işimize entegre edilerek değer yaratmak. Teknolojinin pratik olarak yaşamdaki rolünü benimseyen bu vizyonu en iyi görebileceğiniz kişi şirketin başkanı Masami Yamamoto. Ciddi ve kompakt fikirli Yamamoto, tıpkı yaşıtı yöneticiler gibi gençliğinde disiplinli bir kılıç sporu olan kendoyla ilgilenmiş ve tüm kariyerini Fujitsu’da geçirmiş.

Samimiyetle, “ben bir mühendisim” diyor. Aslında bu her şeyi açıklıyor. Yamamoto ve Fujitsu’nun bağlı olduğu ahlaki değerler de bu gerçeklere dayanıyor. Fujitsu tamamen mühendisler tarafından kurulan bir şirket ve unutmamalı ki 2. Dünya Savaşı sonrasında harap bir haldeki Japonya’yı dünyanın en büyük üçüncü ekonomik gücü haline getiren de bu mükemmel mühendislik dehası.

tech with purpose

Sosyal kazanımlar

Tüm bunlarla birlikte mühendislerin kaygıları ve heyecanlarından bahsetmek gerekiyor. Sorunları tespit ederler ve yeteneklerini bu sorunlara çözmek için kullanırlar. Belki de bu nedenle Fujitsu’nun ürün ve çözümleri çok geniş bir alanda kullanılıyor. Sosyal bir problem çözüldüğünde yeni bir sorun ortaya çıkıyor. Aslında şirketin yaptığı da bu sosyal sorunların çözülmesinin sağlanması. Dünya çapındaki 100 bin patentin ve yıllık 2,5 milyar dolar Ar-Ge yatırımının da amacı bu. Şirketin gündemini nasıl para kazanılacağı değil, üzerlerinde çalıştıkları projelerin sosyal kazanımları ve mühendislerin müşterilerden gelen geri bildirimlerle şekillenen ilgileri ve tutkuları belirliyor.

Fujitsu’nun diğer üst düzey yöneticileri ile konuştuğunuzda bu mühendislik vizyonunun ne kadar geçerli olduğunu anlayabilirsiniz. 100’den fazla ülkede 162 bin kişinin çalıştığı şirket mühendislikle başladı. Ama bu noktaya nasıl ulaştı? Amaçlanan hedef ne?

2010 yılında Fujitsu, yeni bir marka vaadini duyurdu: “shaping tomorrow with you” (yarını sizinle şekillendirmek). Bu vaat tüm küresel operasyonlar tarafından da benimsendi. Bu vaat, duyarlı, iddialı ve samimi olmak anlamına geliyordu. Alışıldık biçimde şirketlerin bu tür vaatleri hemen balıklara taşınır ama gerçekten de samimi bir değişim hayata geçirilebilir mi? Kelimeler eyleme dönüşür mü? Fujitsu liderlerinin ilk olarak vurgulamak istedikleri, “yarını sizinle şekillendirmek” cümlesinin bir reklam sloganı olmadığıydı. Tam aksine şirketin tam da hedefini anlatıyordu. Bu marka vaadi; müşterilerle, iş ortaklarıyla ve çalışanlarla yapılan uzun görüşmelerin ardından belirlenmişti. Uzak bir amaçtan öte kristalize olmuş bir açıklamaydı.

Bu yaklaşım şirketin geçtiğimiz yıl 4,8 trilyon Yen (46 milyar USD) ciro yapmasını sağladı. İyiyi yapmak aynı zamanda iyi iş yapmak anlamına da geliyor. Ancak kâr elde etmek aslında yolun sonu değil. Yönetimin babası Peter Drucker’in dediği gibi, kazanılan para yaratılan değerin yan ürünüdür.

Fujitsu’nun belirlenen temel değeri, müşterileriyle ve iş ortaklarıyla birlikte çalışarak gelecek için daha iyi bir toplum yaratmak amacıyla yenilikçi fikirler üretmek ve bunları hayata geçirmektir. İşte bu nedenle Fujitsu, böyle bir dünyaya “İnsan merkezli bilgi toplumu” adını veriyor. Bu, insanların bilgi ve iletişim teknolojilerinin gücü ile daha güvenli, müreffeh ve sürdürülebilir bir toplum inşa etmeleri demek. Yamamoto, “tatmin edici ve güvenli bir ağ toplumuna daha müreffeh bir gelecek yaratmak için bilgisayar bilimini insanlığın kullanıma sunmaya çalışıyoruz” diyor.

 

Her Şeyin Internet’i

Ama vizyonu gerçeğe dönüştürmek daha zordur. Bunu başarmak için şirket; teknoloji ve servis vizyonunu buna göre şekillendirdi ve bulut, mobil, büyük data, güvenlik gibi pek çok şeyi içeren teknoloji ve hizmet portföyünü güçlendirdi ve küresel olarak sunmaya başladı. Şirketin mühendis ekiplerinin yöneticisi şöyle diyor: “Yeni bir dünya geliyor. Bu tamamen bağlantıya bağlı bir dünya. İnsanlar ve çevremizdeki her şey bilgi paylaşmak üzere birbirlerine bağlılar. Dünya Ekonomik Forumu buna ‘hiperkonekte dünya’ adını veriyor ve bu da iş dünyasının ve günlük yaşamımızın geleceğini şekillendirecek en büyük gerçek. Internet’in geleceği olan ‘her şeyin interneti’ bu zorlayıcı değişimin de itici gücü olacak. Büyük dataya bağlı olarak yeni inovatif hizmet alanlarının ortaya çıkmasını bekliyoruz. Ancak aynı zamanda kuruluşların iş ortaklarının becerilerini ve güvenlerini sorgulayacakları, bilgi güvenliği ve kişisel güvenlik alanında da önemli zorlukların üstesinden gelmemiz gerekecek. Bu yeni dünyada, kuruluşların artık üç boyutu da düşünmeleri bir zorunluluk: insan, bilgi ve altyapı. İnsanları nasıl birbirlerine bağlıyoruz ve güçlendiriyoruz, bilgiden nasıl bilgelik üretiyoruz ve iş hayatı ile sosyal altyapıyı daha iyi bir hale getirmek için her şeyi birbirine nasıl bağlarız. Fujitsu, kullanıcılarına bu üç kilit kavramı bir araya getirerek yeni değer yaratmaları için yardım ediyor. İşte İnsan Merkezli İnovasyon da tam da budur.”

Matsumoto bu yeni gerçekliği gülümseyerek vurguluyor ama mesajı son derece ciddi: “tüm çalışanlarımıza ve müşterilerimize vurguladığımız gibi marka vaadimiz bir reklam sloganı değil; kim olduğumuzu ve işimizi nasıl yaptığımızı tarif eden bir vaat. Bu bizim DNA’mız. Marka vaadi müşteriler, çalışanlar ve iş ortakları ile kapsamlı görüşmeler yoluyla oluşturuldu. Müşterilerimiz yenilikçi çözümler yaratmak için onlarla birlikte çalışmamızdan bahsettiler ve ciddi bir şekilde bu tarzı takdir ettiklerini belirttiler. Bu bağlamda, marka vaadini çalışanlarımızın içselleştirmek daha kolay ve müşterilerimizin de kucaklaması daha hızlı oldu. Çalışanlarımıza, müşterilerimize değer katmaları yönünde büyük bir güvenim var. Benim prensibim, iyiye ulaşmak için en iyisini yapmaktır. İşimizi iyi yapıp yapmadığımızın müşterilerimiz tarafından doğrulanması gerekiyor.”

İnsan hayatında kullanışlı ve yaralı teknoloji için en önemli iki hedef sağlık ve eğitim alanları. Tsukuba Üniversitesi İlkokulu’nun ziyaret ettiğinizde Fujitsu, Microsoft Japan ve ofis ekipmanları tedarikçisi Uchida Yoko’nun birlikte hayata geçirdikleri bir projeyi görebilirsiniz.

“Geleceğin Sınıfı” projesi, bilgi ve iletişim teknolojilerinin daha önce olmadığı kadar sınıfa girmesi amacıyla hayata geçiriliyor. Her öğrencinin bir tableti var. Sınıfta da öğretmenin be diğer öğrencilerin tabletlerinin yansıtılabildiği bir çoklu ekran mevcut. Sıralar ve sandalyeler kolaylıkla ayarlanabilecek şekilde tasarlanmış. Elektronik interaktif bir beyaz tahta, WLAN erişimi, akü şarj cihazları ve çok daha fazlası var. Öğretmenler tabletleri öğrencilerin zorluk çektikleri alanları belirlemeleri ve böylece her bir öğrenciye özel eğitim sağlanması amacıyla kullanıyorlar.

 

İşyerinde teknoloji

Teknoloji vaadinin bir başka alanı da sağlık. Sağlık alanında Fujitsu, Elektronik Tıbbi Kayıt Sistemleri alanında Japonya’da pazar lideri ve bu alanda dünyadaki farklı bölgelerde de genişliyor. Şirketin 2013 yılının Aralık ayında kurduğu Tıbbi Bakım Gelecek Merkezi (Center for the Future of Medical Care), gelişmiş tıp alanlarında proaktif bir biçimde yeni ortaklıklar hayata geçiriyor ve akademik araştırma kuruluşlarıyla işbirlikleri yapıyor. Bu bağlamda Fujitsu, hastaların sadece tedavisinin ötesinde refahlarından da yaratılmasından bahseden bir şirket.

Fujitsu’nun geliştiği alanlardan biri de tarım. Japonya’da çiftçilik yapmak insanların gittikçe azalması nedeniyle tarım arazileri de hızla azalıyor. Diğer yandan Japonya’daki çiftçiler de gün geçtikçe yaşlanıyor. Nesiller boyunca toplanan tüm değerli bilgiler hızlı bir şekilde kaybolma tehlikesiyle karşı karşıya. Fujitsu, bu konuda çözüme bir katkıda bulunmak amacıyla çiftçilerle tarlalarda birlikte çalışmak üzere mühendislerini gönderdi. Mühendisler, çiftçilerin saklı bilgilerini öğrenmek için pek çok soru sordular ve bu bilgileri daha somut şekillere soktular.

Sonuç, tarımsal bir bulut hizmeti olan Akisai oldu. Akisai; gübre kullanımı, optimum çevre koşulları ve zararlıların etkisini ortaya koyan ve sensörler, mobil cihazlar ve bulut teknolojisini kullanan bir sistem. Oluşturulan veri sadece üreticiler için değil aynı zamanda perakendeciler ve lojistik şirketleri için de önemli bir değere sahip. Perakendeciler, lojistik şirketleri ve üreticiler arasında bilgi paylaşımını sağlayarak daha güvenli gıda için bir değer zinciri yaratılması hedefleniyor.

 

İnovasyonun yeniden keşfi

Tüm bu girişimleri destekleyen şey inovasyon. Yenilik ve mühendislik şirketin parolası. Vurgu ise inovatif mühendislikte. Şirketin tarihi ve arka planı göz önüne alındığında, Fujitsu’nun inovasyonun karmaşık süreçlerine nasıl yoğunlaştığı da görülüyor. Fujitsu için inovasyon tıpkı diğerleri gibi bir mühendislik meydan okuması aslında. Fujitsu her gün daha da artan bir şekilde nasıl icat edileceğine yoğunlaşıyor. Şirket, kısa bir süre önce açık inovasyon üzerine yeni bir projeye başladı. Bu projede, Silikon Vadisi’nde filizlenen inovasyon ekosistemi ile birlikte çalışmak amaçlanıyor. Böylece şirketin bakış açısının daha da genişleyeceği görülüyor. Fujitsu’nun Parc (Palo Alto Araştırma Merkezi), Stanford Üniversitesi ve Kaliforniya Berkeley Üniversitesi gibi önemli kurumlar ile uzun süreli ilişkileri mevcut.

Yeni proje, Fujitsu’nun inovasyonlarını genişletirken, şirketi hızla büyüyen açık inovasyon hareketinin de içine alıyor. “Vizyonumuz bu işi neden yaptığımız sorusuna yanıt verirken, amacımıza ulaşmak için yol haritamızı da ortaya koyuyor. Marka vaadimiz, müşterilerimiz ve iş ortaklarımız ile birlikte değer yaratma yolculuğumuzda bizlere yön veriyor” diyor Matsumoto ve ekliyor: “Müşterilerimizin inovasyon ortağı olmak istiyoruz. Müşterilerimizin işle ilgili know-how’ını, teknoloji alanındaki bilgimizle karıştırmak ve böylece onlara daha iyi bir gelecek yaratmak için inovasyonlarımızla destek olmak istiyoruz.”

Fujitsu yöneticileri işlerini bir aynaya benzetiyorlar. İçlerinden birinin söylediği gibi, “müşterilerimiz ve iş ortaklarımız, bizim işimizi nasıl yapığımızın bir yansıması olmalı. Müşterilerimizi dinlemeli ve onlara yanıt vermeliyiz.”

Ayna metaforu sıklıkla anlatılıyor. Kaç teknoloji şirketleri aynaya bakabiliyor ve dürüst bir şekilde daha iyi bir dünya yaratmak için çalıştıklarını söyleyebiliyor? Kaç tanesi evrene anlamlı bir işaret bırakmak için çalışıyor?

“Teknoloji şirketleri insanların gelişen dünyayla olan bağlantısını sağlar”. İşte tam da bu, yararlı bir inovasyon gibi geliyor kulağa…

Show Buttons
Hide Buttons